uykudan yana şansım yok, ağlıyorum derdim çok.. off of, yetmiyor bana uyku, hiçbir şekilde yetmiyor! ya da bilmiyorum yetiyor belki ama derse oturunca psikolojik uyku çöküyor, bilmiyorum. ama durum fena yani. ben internetten, tv'den ve bilumum dünyevî zevklerden ders uğruna kaçtıkça uyku yakalıyor beni, "sana ders çalışmak haraaammm! sen üniversiteye gidemiyceksiiiinnn!!! nihuhhohaaaa!!!" diyor şerbetsiz. ağzını burnunu kırcam somut olsa ama değil işte.
yaa dün çok komik bişey oldu. bence komikti yani. evvelsi gece bi tane arkadaşımla konuşuyoduk, ne olduğunu tam hatırlamadığım garip bi mevzu oldu ve ben (ahaha çok saçma gerçi) ona sabah ben dersaneye giderken benimle gelmesini söyledim. yerse gel dedim yani, gelmez diye tahmin ederek. sabah görüşürüz diyip güldü o da. sabah bi baktım beni bekliyo yolda :D ki bu insan 3-4 senedir erken kalkmayan bi insan, 6 buçukta kalkıp gelmiş. bi inat insana neler yaptırıyor, ben bile yapmazdım bunu deli inadım olduğu halde.
o değil de, insanları tanımamak aslında çok güzel bişey. tanıyıp da tiksinmediğimiz insan sayısı çok az çünkü, hepimizin de. işbu yüzden şu zamanları, yeşil'i henüz pek tanımadığım zamanları seviyorum ve kıymetini biliyorum. hem ne demiş yıldız tilbe üstad? "içimde öyle güzelsin ki, onu kirletmeyeceğim seninle" :) (o kadar abartmıyorum ben gerçi, kirlenmek güzel olabilir :p)
şey mesela, bi insan her şeyi söyleyebiliyor. ağzına ne gelirse söyleyebiliyor yani dilin kemiği yok. ama sözleri gerçek mi değil mi, ya da altında ne yatıyor neden söylüyor hiçbir zaman bilemeyebiliyorsun. bazen de sırf bunun bilinmemesinden cesaret alıp yaaa vur gitsin yaaa felsefesiyle atıyorsun tutuyorsun. olaylar olaylar!
felsefe demişken dersanedeki son denemede 7 felsefe sorusu vardı, 6 net yaptım VE HENÜZ FELSEFE DERSİ GÖRMEDİK BİZ! huhuuuww! :D
sınıf değiştirdiğimden bahsetmiştim ben blogda dimi? bahsetmiş olmalıym. neyse işte, bu sınıftaki bazıları çok garip ve hiç sevmedim onları. zaten oldum olası kendini bişey sanan, yüksekte gören insanlardan nefret etmişimdir. işin ucunda önemli bi sınav olmasa zaten kendi sınıfımdan bi yere ayrılmazdım, ordaki arkaşlarım çok tatlıydı ve hala da öyleler:( arada uğruyorum sınıfa, bi ilgileniyolar bi seviniyolar böyle çok mutlu oluyorum. sevdirmişim kendimi (H) :p
yaa o değil de, kebap sevmeyen biri olmayı kabullenmem lazım benim.. sevmiyorum işte, o etin adana-urfa formunu almasını sevmiyorum, mutlu olmuyorum onu yiyince ama sanki kebap sevmeyen türk olmak ayıpmış gibi ne zaman kebapçıya gitsem (o kadar da değil de, her 2 gidişimden birinde falan) adana istiyorum. hele dün, hele dün! adananın yanına kola istedim ya. var mı böyle şapşallık :D ahahah adana dediğin şey zaten ayransız satılmamalı bi defa o kebapçıların ayıbı ama benimki de angutluk. kola ne la, adanayla kola mı içilir. ölüp gidicem şu şapşallığımdan varya. bidaha da adana yemiycem!
geçen ablamın doğum günüydü, kuru kuru kutlayıp hediyesini en kısa zamanda alacağımı söyledim ama ne alsam nasıl etsem hiç bilmiyorum. hediye seçmek niye bu kadar zor ya. hoff.
bizim bi tane hoca var, o kadar iyi ki. hem imanlı hem komik insanları görünce hayata karşı daha bi umutlu oluyorum (ne alakaysa) :p ama çok iyi yani ve bi tek o da değil bütün hocalar çok tatlı. hele bi geometrici var, adamın dersini dinleyen zaten çok az kişi var o da bunun farkında, böyle atarlı atarlı takılıyo, işte bi soruyu anlatınca "önyargıyla yaklaşmazsanız sınavda böyle bi soruyu neden kaçırasınız ki" falan diyo, sanki kaçıracam:) çok şirin ya komplekse giriyo dersi sevilmiyo diye adam :D
oyy ne çok konuşmuşum ben öyle. hadi vedalaşalım yahu. görüşmek üzereee..
10 Aralık 2011 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 kişi bu gidişe "bi dur!" dedi:
Yorum Gönder
hep sevmişimdir fikrini söyleyenleri zaten