27 Temmuz 2009 Pazartesi

ölüm

bazen hiç ölmeyecekmişim gibi geliyor. zaten yaşıyor haldeyken öleceğini düşünen insan çok azdır. ben de bunlardan biri değilim yazık ki.

ne hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için çalışıyorum, ne de yarın ölecekmiş gibi diğer dünya için.. ben yarın ölecekmiş gibi bu dünyayı sallamıyorum, hiç ölmeyecekmiş gibi ise diğer dünyayı..

bomboş gidiyor hayatım aslında. boş, boş yani o kadar..

bazen bir pencerenin önünde duruyorum. ya da balkonda, aşağı bakıyorum eğilip.. "buralardan düşüp de ölen yüzlerce insan var," diyorum.. "ama ben buradan düşerek ölmem ki!"

ya da karşıdan karşıya geçiyorken.. hem çok korkarım, hem de çok dikkatsiz geçerim. elimde telefon, mesaj yazarak bile caddelerden geçmişliğim vardır. ama o arabalar bana çarpmaz ki, bu hiç inandırıcı değil ki?! evet, çünkü geçen gün haberlerde izlediğin kız da böyle ölmemişti, değil mi aptal?

ya da.. bir çok şey işte. kalbim sıkışıyor, gözlerim kararıyor, kalpten ölemem diyorum.. nasıl ölebilirim? bilmem..

bir de bazı insanların hayatlarına şaşırıyorum..

köylüyüm ya ben, o yüzden köylü insanlar tanıyorum. doğuyorlar o köyün içinde, inek sağıyorlar, tezek yapıyorlar, meyve topluyorlar, pekmez yapıyorlar, peynir yapıyorlar; sonra ölüyorlar.. bu kadar, başka hiç bir şey yok.. çoğu o köyden, ya da o ilçeden dışarı bile çıkmıyor.. bir kaç gün önce eski resimlere bakarken gördüm birini, oradan geldi bunlar aklıma.. ayşe yenge var bizim, 3 tane çocuğu var. kocası ölmüş. ben kendimi bildim bileli ölmüş, çok olmuş yani. minicik bir evi var onun, orada geçiriyor ömrünü. yazın tatile giden insanlar oldukça, konuşabildiği insan sayısı 40'ın üzerine çıkıyor ancak.. ne yapıyor başka? hiçbir şey.

diğerleri ne yapıyor? 55-60 yaşına kadar çalışıyor, güzel bir servet yapıyor, dünya turuydu şuydu buydu, sonra? kalanını da çocuklarına bırakıp ölüyor..

peki ben ne olacağım? hiç biri.. hiçbir şey olacağım ben. istediğim neydi? hiç sorma:) ben nasılsa ölmeyeceğim, yaparım belki bir gün...

20 kişi bu gidişe dur dedi:

Recep Hilmi Tufan on 27 Temmuz 2009 06:38 dedi ki...

"Her nefis ölümü tadacaktır" gibi bir ayet güzel gider bu yazıya...

MiM on 27 Temmuz 2009 08:51 dedi ki...

Geçen bende yazmıştım ölüm ile ilgili bi yazı, bugün bidaha yazıcam.
Ölürsün ölürsün, hiiiç heveslenme. Hatta iddiaya var mısın? ***

muhaber on 27 Temmuz 2009 10:29 dedi ki...

30 yaş bunalımının üstadı olarak seni çok iyi anlıyorum... bu daha güzel günlrin :)

devenin_bale_papucu on 27 Temmuz 2009 10:31 dedi ki...

dünya garip hayatlar bi garip ne anlayabilecez nede anlayarak yaşayacaz...bazen ben de düşünüyorum da belki ömrü para kazanıp tknolojinin imkanları rahat hayat adına bize sunulan şeylere sahip olabilmek için geçirmektense tabiatın içinde tknljiden fazla haberdar olmadan yaşamak belki de daha iyidir..bir çok zırvalıktan uzak oluyorsun en azından..stres yok para nasıl kazanacam yok borçlar nasıl ödenecek yok yiyeceğin bi kuru ekmek sonuçta..öyle ya da böyle...Galiba hayatın bir tek gerçeği var ÖLÜM onun dışında herşey değişebilir...

ayci on 27 Temmuz 2009 11:01 dedi ki...

anne karnindayken ne yaptin bu dünya icin?!
sonucta doguyorsun bu dünya ya geliyorsun - ama dogmak icinde ölümü tercih ediyorsun.

Ölmek degilde, ölüm sekli insani ürkütüyor bence.

Üstelik hayattan ne anladigina bagli. Kimisine göre dünya turudur yasamis olmak, kimisine de köy turu - farkli yani - istekler farkli.

Bu yüzden, hiclik senin icin cok seyse, hic olmak bile cok seydir o zaman.

polly on 27 Temmuz 2009 13:14 dedi ki...

aynı tavır bende de vardı sevgili bi dost.. ev arkadaşım motor kazası yaptığında da "ayağı kırılmıştır" dedim. ama öldü oracıkta.. hayatımın şokuydu o.. eşyalarını toplarken, viskilerini içerken; kapıdan girip "odamda ne arıyosunuz" diye hönkürmesini bekledik. tabutta görene kadar da inanmadık. ama gerçekti işte.. neyin ne zaman kimin başına geleceği hiç belli olmadığı gibi, kendi başına gelenlerin de ani değil yavaş yavaş gelebileceğini düşün derim. araba çarpması ile ölmezsin belki ama, hava kirliliği yıllar içinde ciğerlerini kullanılamaz hale getirebilir.. velhasıl kelam, senin inanmandan ziyade, neyin olasılıklı olduğu önemli..
derim ben :)
sen bozma moralini..

bi dost on 27 Temmuz 2009 13:19 dedi ki...

recep hilmi; bilmek anlamaya yetmiyo:) biliyorum ama işte sanki olmıycak. garip.

mim; hayır o kadar iddialı değilim:)

muhaber hocam; 7 sene önceden mi başladı benim bunalımım ya :D

d.b.p; yaptığın kıyaslamadaki taraflara bakınca, ben de köydekilerin daha şanslı olduğunu düşünüyorum açıkçası.. bommboş ama diğeri ne kadar dolu ki, değil mi?..

ayci; hiçlik benim için acıtıcı bişey, hiç olmak da acıtıyor bu yüzden. ama başka bir şey de olamıyorum, olamıycam sanki. ne ölmek istiyorum, ne ölmemek. ölümü sevmek istiyorum, o kadar güzel yaşamak ama yemiyor o da:)

polly; ev arkadaşın öyle bir kazada ölmese (Allah rahmet eylesin) sen de hala inanamayacaktın belki:) daha önce yazmıştım, beni çok derinden etkileyen bir ölüm olmadı şu ana dek, yakınlarım içinden.. belki ondandır böyle hissetmem..

polly on 27 Temmuz 2009 16:29 dedi ki...

aman allah yaşatmasın da, alınacak ders de eksik kalsın.. sen var inanma, iyi böle.. (kulağını çekiştirip tahtaya vuran smley)

Finduilas on 27 Temmuz 2009 17:29 dedi ki...

ben de biri ölünce aklıma getiriyorum ölümü :/

bi dost on 27 Temmuz 2009 18:29 dedi ki...

polly; amin..

findu; etkisi kısa sürüyor bende onun

muhaber on 27 Temmuz 2009 21:20 dedi ki...

malesef, semptomlar öyle :(

tıp acı söyler :)

bi dost on 27 Temmuz 2009 21:30 dedi ki...

yazık bana o zaman:)

muhaber on 27 Temmuz 2009 21:33 dedi ki...

est... yazının sonunda ne olacağım demişsin,,, inş, uzun, sağlıklı ve neşeli ömürler olur...

gereksiz adam on 27 Temmuz 2009 22:46 dedi ki...

aslında herkes aynı derecede boş göçüyor bu dünyadan (dünyevi bakışla).. hangi durumda üzülmek gerekiyor, ona da dünyaya bakışımız, inançlarımız karar verecek..

bi dost on 27 Temmuz 2009 23:05 dedi ki...

muhaber hocam; amin, inşallah teşekkürler:)

gereksiz adam; ben iki dünya iin de boş gitmekten bahsettim aslında, kendim için yani. hani burayla alakalı bişey yaptığım da yok, orayla alakalı da.. diye.. söyledim

gereksiz adam on 28 Temmuz 2009 01:06 dedi ki...

söylediğini anladım elbet lakin bende herkesin aynı derecede boş oldugunu söyledim dünya gözüyle bakınca ve senin ülüldüğün durum (her iki tarafada boş gidecegini varsaydıgın durum) inançlarla alakalı olduğunu, herkesin aynı paralelde düşünmediğini, yani belki de bana göre, buradan gidecegin yere dolu dolu gidebileceğini belirtmeye çalıştım. Aynı paraleldeyiz aslında, sadece ''diğerleri'' mantığıyla baktım, yani senden benden ondan ya da birbirimizden farklıların mantığıyla...

gereksiz adam on 28 Temmuz 2009 01:07 dedi ki...

ülüldüğün=üzüldüğün ve üzüldüğünden sonra gelen durum=durumun olmalıydı.. başka başka hataları da geceye ve birazdan izlemeye başlayacağım korku filminin etkisine ver..

bi dost on 28 Temmuz 2009 01:10 dedi ki...

hmm, ben anlamamışım söylediğini:) şimdi anladım sanırım.

gereksiz adam on 28 Temmuz 2009 01:11 dedi ki...

Birde senin bu samimi ve entel görünmek adına inançlarını yok pahasına satmayan hallerini seviyorum. Artık öteki tarafı anmak gericilerin işi oldu çıktı günümüz Türkiyesinde.. Burjuva mı olacaksın? salla öteyi, dünyadan bahseyle dur. mantık bu artık malum. Sizde ne diyorlar! eee aksi durumda İranlaşabiliriz ya her an, artık ne zaman öyle bi ülke olduysak geçmişten bugüne. o da bi düşünce tabi, saygı duyulması lazım gelen..

bi dost on 28 Temmuz 2009 01:58 dedi ki...

istesem de uğraşsam da entel gibi görünemem zaten, yoksa yapardım öyle belki:pP ay Allah korusun:D yaa, yaa iranlaşabiliriz tabi her an, tetikte beklemek lazım:) tanklar falan hazırlansın heyoo!

Yorum Gönder

hep sevmişimdir fikrini söyleyenleri zaten

 

abi sağ profilden al bizi

Fotoğrafım
bi dost
türünün ne ilk, ne tek, ne de son örneği. ama türüne az rastlanır. kötü anlamda.
Profilimin tamamını görüntüle

Son Yorumlar

Bi Dost için Ukturk tarafından çalınıp çırpılıp yapılmıştır:D

Ayrıca tüm hakları saklıdır. Çalanın alnını karışlarız. Hakkari'ye süreriz

Soru: Bir adam çilekleri tuzlayıp tuzlayıp atıyormuş. Neden?

Diger