dersaneye başlarken kimseyle çok yakın olmayacağım için sorun da yaşamam diye düşünmüştüm. kısa bir süre öncesine kadar da devam ediyordu bu durum ama sonra cortladı tabi.
malum olduğu üzere dersanedekilerin nerdeyse hepsi benden küçük ve çoğu da çok küçük. 6-7 yaş falan.. onların bazı çocuk hallerine gıcık olmuyor değildim ama dediğim gibi, pek yakın olmayınca görmezden gelebiliyosun. yaşı bana yakın olan bi kızla baya iyiydi aramız, yurtta evde falan da hep birlikte kalmıştık. seviyorum da bi de iyi bi kız. ama bu onun da saçmalamayacağı anlamına gelmiyor tabi.
bi defa şuna çok, aşırı sinir oluyorum ben; kendisinin başkalarına yaptığı şakaları kendine yaptıkları zaman sinirleniyo bi atarlanıyo. o zaman sen de yapma kardeş? sen öyle davranınca insanlar senin de anlayacağını düşünüyor doğal olarak.. bu 1.
ikincisi, yapma dediğin şeyi biraz yumuşakça söylediğinde kız anlamıyor. mesela yurtta kaldığımızda biz öyle geyik geyik takılırken ben şu 60lar mıdır 80ler midir hangisidir bilmiyorum, iğrenç bi gençlik var ya hani garip garip dans eden, heh işte onların dansını taklit etmiştim. odada da sadece o kız ve biri daha vardı. çok güldüler bunlar falan. neyse, sonra dersanede bunu söyledi herkese, "haha bido çok güzel dans ediyo hoho" diye. ben de hoşlanmadım herkesin bilmesine gerek yoktu çünkü, çünkü herkesi sevmiyorum. sert çıkmıyım diye böyle biraz gülerek "ya kes sesini, sussana" falan dedim buna. ısrarla söylemeye devam etti. sonra aynı şeyi bi daha yaptı başka bi zaman. başka bi gün bi daha yaptı, sus diyosun tekrar tekrar söylüyo çocuk gibi. bi tane arkadaş bunu uyardı "hacı tamam yeter" diye, onu da anlamadı. anlamıyo yani anlamıyo resmen.. bu da ikincisiydi işte.
üçüncüsü de bugün oldu. ben yeşil'den sadece bu kıza bahsetmiştim. üstüne basa basa bilinmesini istemediğimi, aramızda kalmasını istediğimi belirterek söylemiştim bi de. o napıyo peki? herkesin duyacağı şekilde konuyu açıyo. kaş göz yapıyorum, konuyu değiştiriyorum anlamıyo üstüne gidiyo daha. bugün yine aynısı oldu işte, biz yanyana oturmuyoruz bununla, kendi sırasından bana bişeyler söylüyodu. ben de telefonuna mesaj attım "milletin içinde öyle gülerek konuşma şu konuyla ilgili" dedim. ben sanki o mesajı hiç yazmamışım gibi aynı şeyi yapmaya devam etti.. hatta mesajı okuyup sesli sesli yorum yaptı, öyle gülerek bana bakıyo bişeyler diyo falan. çıldırmama az kalmıştı o kadar sinir oldum ki. hatta ve hatta şey oldu bak, bugün yeşille görüşecektim ben; bu bana bağıra bağıra ona ne söylemem gerektiğini söylüyor, hani onu duyan ve gerizekalı olmayan herkes anlamıştır böyle bi mevzu olduğunu.. ve ben, ben istemedikçe insanların benim hakkımda herhangi bşeyler bilmesinden nefret ediyorum.
baktım olmuyor, normal şekilde söylenen laftan anlamıyor; ben de ciddi bi mesaj yazdım. "valla söylediğime pişman ettin, bidaha açmayalım bu konuyu" diye. "niye pişman ettim yaa noldu ki" diye cevap verdi böyle angut gibi. sinirim ikiyle çarpıldı tabi 8-) ama daha bişey yazmadım.
ve böylelikle dersanedeki ilk küslüğümü de gerçekleştirmiş oldum. salaklık bende, gerekmedikçe ne diye söylüyosun özelini birisine? ders olmaz bu da gerçi ama yine de öyle dileyelim.
Yazının devamını oku
malum olduğu üzere dersanedekilerin nerdeyse hepsi benden küçük ve çoğu da çok küçük. 6-7 yaş falan.. onların bazı çocuk hallerine gıcık olmuyor değildim ama dediğim gibi, pek yakın olmayınca görmezden gelebiliyosun. yaşı bana yakın olan bi kızla baya iyiydi aramız, yurtta evde falan da hep birlikte kalmıştık. seviyorum da bi de iyi bi kız. ama bu onun da saçmalamayacağı anlamına gelmiyor tabi.
bi defa şuna çok, aşırı sinir oluyorum ben; kendisinin başkalarına yaptığı şakaları kendine yaptıkları zaman sinirleniyo bi atarlanıyo. o zaman sen de yapma kardeş? sen öyle davranınca insanlar senin de anlayacağını düşünüyor doğal olarak.. bu 1.
ikincisi, yapma dediğin şeyi biraz yumuşakça söylediğinde kız anlamıyor. mesela yurtta kaldığımızda biz öyle geyik geyik takılırken ben şu 60lar mıdır 80ler midir hangisidir bilmiyorum, iğrenç bi gençlik var ya hani garip garip dans eden, heh işte onların dansını taklit etmiştim. odada da sadece o kız ve biri daha vardı. çok güldüler bunlar falan. neyse, sonra dersanede bunu söyledi herkese, "haha bido çok güzel dans ediyo hoho" diye. ben de hoşlanmadım herkesin bilmesine gerek yoktu çünkü, çünkü herkesi sevmiyorum. sert çıkmıyım diye böyle biraz gülerek "ya kes sesini, sussana" falan dedim buna. ısrarla söylemeye devam etti. sonra aynı şeyi bi daha yaptı başka bi zaman. başka bi gün bi daha yaptı, sus diyosun tekrar tekrar söylüyo çocuk gibi. bi tane arkadaş bunu uyardı "hacı tamam yeter" diye, onu da anlamadı. anlamıyo yani anlamıyo resmen.. bu da ikincisiydi işte.
üçüncüsü de bugün oldu. ben yeşil'den sadece bu kıza bahsetmiştim. üstüne basa basa bilinmesini istemediğimi, aramızda kalmasını istediğimi belirterek söylemiştim bi de. o napıyo peki? herkesin duyacağı şekilde konuyu açıyo. kaş göz yapıyorum, konuyu değiştiriyorum anlamıyo üstüne gidiyo daha. bugün yine aynısı oldu işte, biz yanyana oturmuyoruz bununla, kendi sırasından bana bişeyler söylüyodu. ben de telefonuna mesaj attım "milletin içinde öyle gülerek konuşma şu konuyla ilgili" dedim. ben sanki o mesajı hiç yazmamışım gibi aynı şeyi yapmaya devam etti.. hatta mesajı okuyup sesli sesli yorum yaptı, öyle gülerek bana bakıyo bişeyler diyo falan. çıldırmama az kalmıştı o kadar sinir oldum ki. hatta ve hatta şey oldu bak, bugün yeşille görüşecektim ben; bu bana bağıra bağıra ona ne söylemem gerektiğini söylüyor, hani onu duyan ve gerizekalı olmayan herkes anlamıştır böyle bi mevzu olduğunu.. ve ben, ben istemedikçe insanların benim hakkımda herhangi bşeyler bilmesinden nefret ediyorum.
baktım olmuyor, normal şekilde söylenen laftan anlamıyor; ben de ciddi bi mesaj yazdım. "valla söylediğime pişman ettin, bidaha açmayalım bu konuyu" diye. "niye pişman ettim yaa noldu ki" diye cevap verdi böyle angut gibi. sinirim ikiyle çarpıldı tabi 8-) ama daha bişey yazmadım.
ve böylelikle dersanedeki ilk küslüğümü de gerçekleştirmiş oldum. salaklık bende, gerekmedikçe ne diye söylüyosun özelini birisine? ders olmaz bu da gerçi ama yine de öyle dileyelim.
