29 Şubat 2012 Çarşamba

küstüm oynamıyorum

dersaneye başlarken kimseyle çok yakın olmayacağım için sorun da yaşamam diye düşünmüştüm. kısa bir süre öncesine kadar da devam ediyordu bu durum ama sonra cortladı tabi.

malum  olduğu üzere dersanedekilerin nerdeyse hepsi benden küçük ve çoğu da çok küçük. 6-7 yaş falan.. onların bazı çocuk hallerine gıcık olmuyor değildim ama dediğim gibi, pek yakın olmayınca görmezden gelebiliyosun. yaşı bana yakın olan bi kızla baya iyiydi aramız, yurtta evde falan da hep birlikte kalmıştık. seviyorum da bi de iyi bi kız. ama bu onun da saçmalamayacağı anlamına gelmiyor tabi.

bi defa şuna çok, aşırı sinir oluyorum ben; kendisinin başkalarına yaptığı şakaları kendine yaptıkları zaman sinirleniyo bi atarlanıyo. o zaman sen de yapma kardeş? sen öyle davranınca insanlar senin de anlayacağını düşünüyor doğal olarak.. bu 1.

ikincisi, yapma dediğin şeyi biraz yumuşakça söylediğinde kız anlamıyor. mesela yurtta kaldığımızda biz öyle geyik geyik takılırken ben şu 60lar mıdır 80ler midir hangisidir bilmiyorum, iğrenç bi gençlik var ya hani garip garip dans eden, heh işte onların dansını taklit etmiştim. odada da sadece o kız ve biri daha vardı. çok güldüler bunlar falan. neyse, sonra dersanede bunu söyledi herkese, "haha bido çok güzel dans ediyo hoho" diye. ben de hoşlanmadım herkesin bilmesine gerek yoktu çünkü, çünkü herkesi sevmiyorum. sert çıkmıyım diye böyle biraz gülerek "ya kes sesini, sussana" falan dedim buna. ısrarla söylemeye devam etti. sonra aynı şeyi bi daha yaptı başka bi zaman. başka bi gün bi daha yaptı, sus diyosun tekrar tekrar söylüyo çocuk gibi. bi tane arkadaş bunu uyardı "hacı tamam yeter" diye, onu da anlamadı. anlamıyo yani anlamıyo resmen.. bu da ikincisiydi işte.

üçüncüsü de bugün oldu. ben yeşil'den sadece bu kıza bahsetmiştim. üstüne basa basa bilinmesini istemediğimi, aramızda kalmasını istediğimi belirterek söylemiştim bi de. o napıyo peki? herkesin duyacağı şekilde konuyu açıyo. kaş göz yapıyorum, konuyu değiştiriyorum anlamıyo üstüne gidiyo daha. bugün yine aynısı oldu işte, biz yanyana oturmuyoruz bununla, kendi sırasından bana bişeyler söylüyodu. ben de telefonuna mesaj attım "milletin içinde öyle gülerek konuşma şu konuyla ilgili" dedim. ben sanki o mesajı hiç yazmamışım gibi aynı şeyi yapmaya devam etti.. hatta mesajı okuyup sesli sesli yorum yaptı, öyle gülerek bana bakıyo bişeyler diyo falan. çıldırmama az kalmıştı o kadar sinir oldum ki. hatta ve hatta şey oldu bak, bugün yeşille görüşecektim ben; bu bana bağıra bağıra ona ne söylemem gerektiğini söylüyor, hani onu duyan ve gerizekalı olmayan herkes anlamıştır böyle bi mevzu olduğunu.. ve ben, ben istemedikçe insanların benim hakkımda herhangi bşeyler bilmesinden nefret ediyorum.

baktım olmuyor, normal şekilde söylenen laftan anlamıyor; ben de ciddi bi mesaj yazdım. "valla söylediğime pişman ettin, bidaha açmayalım bu konuyu" diye. "niye pişman ettim yaa noldu ki" diye cevap verdi böyle angut gibi. sinirim ikiyle çarpıldı tabi 8-) ama daha bişey yazmadım.

ve böylelikle dersanedeki ilk küslüğümü de gerçekleştirmiş oldum. salaklık bende, gerekmedikçe ne diye söylüyosun özelini birisine? ders olmaz bu da gerçi ama yine de öyle dileyelim.
Yazının devamını oku

17 Şubat 2012 Cuma

öf

bişeye odaklanınca kaşlarımı çatmaktan vazgeçemiyorum. farkında olmadan yaptığım için düzeltemiyorum. bu gidişle 2 sene sonra botox manyağı olucam o kadar belirginleşti ki kaşlarımın arasındaki domdom kurşunu :(

bi de ben bu akşam yalan dünyayı izliycektim, dersanedeyken öyle bi planım vardı ama eve gelince tamamen unuttum ve 2 buçuğa doğru tuttum naptım? uyudum! 2 saat hem de :/ 2 saat uyuyosam da gece saatlerce çalışmak bana müstehaktır o zaman.

bi de haksız yere trip atan insanlardan birazcık soğuyorum. geçende yakın olmaya başladığım bir arkadaşımla mesajlaşırken oldu bu, benim hiç kötü bişey düşünmeden yazdığım bişeyi onu aşağılıyomuşum gibi algıladı. ya da öyle algılamış gibi yaptı, trip attı  bana. önce ikna etmeye çalıştım öyle olmadığına, sonra hala devam edince "iyi sen bilirsin" yazıp kestim. çok sinir oldum, ama o kadar da angutum ki sabah sınıfa girince sinirimi unutup kıza bakarak günaydın dedim. şapşallık abidesiyim ya. sonra aklıma gelince toparlamaya çalıştım böyle imalı imalı bakıp falan ama iş işten geçti:D kız da zaten tenefüste yanıma gelip sorun sende değil bende dedi bana, bişeye morali bozukmuş da bilmemne. velhasıl sorun çözüldü, yine eskisi gibi olduk ama yazmadan da edemedim işte.

bi de bişeyi daha yazmadan edemiycem, olum herkes coğrafyadan yapamadığı soruları bana getiriyo ya. hatta biri birine bişey sorunca "git bidoya sor o bilir" falan diyolar. nası motive oluyorum nası bilemezsin ^^ :P çünkü coğrafya korktuğum derslerdendi. neyse maşallah de bi :/

o bu değil de sınava çok az kaldı ya. nisandaki sınava yoğunlaştım şimdi bi de, ingilizceyi nisandan sonraki 2 buçuk ayda hallederim diye, bi seviyeye geldim çünkü. ama onu halledemezsem resmen yanarım, resmen.. inşallah öyle bişey olmaz amin.

gidiyim ben o zaman. görüşürüz.
Yazının devamını oku

16 Şubat 2012 Perşembe

ses

yüzüne bak(ama)maktan, duyamadığım bir ses var. güzel mi çirkin mi diye sorsan, bilmiyorum.

---

haftada ortalama 3,5 kez duyduğum bir ses var; içimi cızlatıyor. sesini duymaktan yüzüne bakamıyorum.

---

çok özlediğim, ama çok çok özlediğim bir ses var. geçiyorum.

---

geçtim.
Yazının devamını oku

25 Ocak 2012 Çarşamba

ev

4 günlük bir kamp programından çıktım bugün. bilenlerin bildiği; bilmeyenlerin de bir kısmının hiç bilmediği, diğer kısmının da olanca önyargılarıyla korkmakla nefret etmek arası hisler beslediği o meşhur abla evi programlarından bahsediyorum. daha önceki yazılarımdan birinde ya da birkaçında da söylemişimdir, yaşayamadığım için üzüntü duyduğum birkaç şeyden biriydi bunlar benim. sonunda oldu. zaten ne demişler? "inanırsak olur bence!"

öncelikle nasıl geçtiğini tek kelimeyle söyleyeyim, SÜPER! bizim danışman hocamızın (benden 1 yaş büyük arkadaş:) çok deli, çok kafa oluşunun ve evine gittiğimiz ablanın (o da benden 4 yaş küçüktü ama abla abladır:/) son derece anlayışlı, mülayim oluşunun da etkisi vardır muhakkak bu kadar güzel geçmesinde. keza bilikte gittiğimiz arkadaşların da kıl tipler olmayışının.. ama en güzel yanı tabi ki de manevi ortamdı ve çok, sonsuz şükrediyorum orda olabildiğim için.

eve gitmeden 1 gün önce hocadan maklube istemiştim, pazartesi günü kısmet oldu yemek:) dedi ki bana, "bunu senin için yaptım ona göre.." ben de ona "hocam bebeyimsiniz!" dedim :D

benim sınıftan çok muhabbetimin olmadığı bi kız da gelmişti kampa, hakkımdaki yorumlarına çok güldüm:) "kapıyı açtığında zaten önce bi şaşırdım, açık görünce.. sonra 25 yaşında olduğunu öğrenince ikinci şok geldi. tamam, ağır duruyordun diğerlerinden ama o kadar da değil ya, çok şaşırdım.. bi de çok cana yakın çok sıcakkanlıymışsın hiç öyle görünmüyordun." dedim ki nası yani, odun gibi mi duruyorum? evet dedi :D "arada bir dönüp esprilerime gülüyordun falan ya, 'ehe, hoşuna gitti galiba heralde ya' diyordum, hiç konuşmuyordun ki" birlikte kaldığımız herkes zaten şaşırıyor sınıftaki halimle evdeki-yurttaki halim arasındaki farka ama yapacak bişey yok, ben toplum içinde odunum :/

aaa o değil de, hoca bana çok disiplinli olduğumu, çok çalışkan olduğumu, öğretmenlik potansiyelim olduğunu ve bende voleybolcu tipi olduğunu söyledi. oha. voleybolcu tipini nerden çıkardı hiç anlamadım, diğerlerini de anlamadım gerçi ama en çok bunu anlamadım :/ işte o günden beridir sözlerine itibar etmiyorum zaten hocanın :pp şaka şaka ediyorum.

neyse programla ilgili başka bişeyler anlatıp ayrıntı vermek istemiyorum zira organize işler bunlaaaarrr... ama hakkaten çok güzeldi, manyak güzeldi, deli güzeldi ve çok mutlu oldum! ha bi tek kakara kikiri yapmaktan ilk 2 gün pek ders çalışamadık o kötüydü ama tatil daha bitmedi, toparlayacağız inşallah. bi de şunu anladım sabahlamadan sınava girilmiyormuş. sabahlamam lazım tatilde birkaç gece.. ya da ev dışında çalışma ortamları bulmam. ya da hepsi :p (bunu orda anlamadım) aa bi de çok garip insanların varlığından haberdar oldum. "ben fen falan çalışmıyorum" deyip de dersaneden sayısal soru bankası temin etmeye çalışanlar mesela. çalıştığını gizli tutmak nedir yahu, hani tamam bangır bangır bağırmazsın da sorulunca çalışmıyorum deyip de sonra böyle şeyler falan. cık cık cık çok yanlış çok :P

sıkıldım yazmaktan, görüşürüz.
Yazının devamını oku

7 Ocak 2012 Cumartesi

her türlü

hatalarını söylediğinde komik bahaneler bulan insanlara acıyarak gülüyorum. hata dediğin de hani öyle sana göre bana göre olan şeyler değil, örnek vereyim mesela adam bi gazeteyi almış eline tersten okuyor. diyorsun ki o öyle okunmaz. onun öyle okunmasının yanlış olduğu herkesçe kabul edilen bir şeydir di mi? işte adam da sana diyor ki yok, ben onu farklı açılardan bakmayı öğrenmek için öyle okuyorum.. falan filan, böyle artistik bahaneler üretiyor kendince. Allah'ın şabanı ya:) yanlış yapıyon lan işte, sus da düzelt ya da düzeltme ama sus yani. tipitip.

sonra bi de kendisinin doğru düzgün yapamadığı bi işi başkalarının yapış şeklini eleştirenler var. onlar da acınası gülünçlerden. buna da şöyle bir örnek verebiliriz, hülya avşar'ın şarkı söyleyenleri değerlendirmesi mesela. hah evet evet bu örnek çok uydu bak, aynen bu dediğim işte. ho ho ho kendine bak sen bi yeaa.

bi de bi de demiycem çünkü hep saçmalardan bahsedecek değilim.

bugün abim samsun-gs maçını izliyordu. başlarda yeniliyorduk ya hani, işte o anlarda annem sürekli abimin üzüldüğünü söyleyip "onlar da uyuyo mu ya, niye yeniliyolar ki" diyordu. uyuyo mu ne ya, anne yaa:)

artık benim de "zayıflayınca giyilecekler" bölümüm var blog. hayırlı olsun:(

bir süredir internetimi kendim kendime sınırladım. dedim "günde bu kadar bu kadar bu kadar açacaksın bilgisayarını en fazla, bi dost!" dedim, ve uydum. da işte telefondan bağlanma konusunda bi sınır koyamadığım için kendime, son aldığım mesaj paketinin içinde de internet hakkı olduğu için.. ühü yine çok giriyorum ya :( neyse birkaç gün sonra bitiyor. ama sonra gene alırım mesaj için. ama almamalıyım. (inek burada kendisiyle savaşıyor, özel hayata müdahale etmek istemeyenler bakmasın.)

3 dakikam kaldı, gidiyorum. görüşürüz.
Yazının devamını oku

1 Ocak 2012 Pazar

haberler haberler haberler!

kendi hatalarını başkaları yapmasın isteyip onları uyardığında samimi bulmadıklarından mıdır bilmiyorum, asla dinlemiyorlar. sen yaptın, ben de yapayım da yaşayıp göreyim diyorlar. belki zaman zaman ben de yapıyorumdur bunu. yapmasak ya?

---

geçen hafta gene yurttaydım ben. giderken 2 kişiyi daha çağırmıştım, çünkü evde ders çalışamadıklarını biliyordum ve bi faydam dokunsun istedim. beni de severler bunlar sağ olsunlar, sanırım benim hatrıma geldiler. kendileri eski sınıftan arkadaşlarım oluyo bu arada, biri 91 biri 92 doğumlu.. 92'li olanı çok seviyordum ben, onla alakalı bi sorun da olmadı zaten. yurttan sonra daha çok sevdi beni hatta, gelip gidip sarılmaya başladı :P neyse, işte bi de diğeri var. kız çok garip, atarlı böyle erkek tipli bi kız. sıra arkadaşımdı o benim, fazla konuşmazdık biz ama bi gıcıklığımız da yoktu yani. ben malum herkese takıllan, şakacı falan biriyim ya, arkadaş o huyumu sevmedi sanırım. mümkündür, herkes şaka kaldıramayabilir hoşlanmaya da bilir (bu kelimeyi yanlış yazdım bence ama neyse) fakat ben zaten onla çok sıkı fıkı olmadığımız için ona göre davranıyordum. neyse efendiiim, sonuçta durumu farkettim, çünkü kız bütün enerjisini bana laf sokmak için harcamaya başladı. aman dedim çoluk çocukla uğraşamam dedim pek muhatap olmamaya başladım bununla. ama işte o kadarla bitmiyo, yine de sinir olabiliyosun.

yurdun en yukarı 2 katı halıfleks kaplı, yatakhaneler var orada ve ayakkabılar çıkartılıp çıkılıyor. bazı bissürü gerizekalılar ayakkabıları 1-2 halılı merdiveni ezip çıkarıyolar. e ama biz oraya temiz ayakla basıyoruz, namaz filan kılıyoruz? bu kız da aynısını yaptı birinde, uyardım "kızım niye ilk basamakta çıkartıyosun ayakkabını, şurda çıkartsana" dedim. "amaan sanki yukarı mı çıkıyorum" dedi, sustum. aradan biraz zaman geçti, yine önümden gidiyor bu, bu sefer de pis terlikleriyle tam 4 basamak çıktı... inada yapar gibi. ya sabır dedim gene sustum. sonra son sabah kahvaltıya indik, ben montumu sandalyenin birinin arkasına attım böyle katlayıp (motum biraz uzun, dizde böyle) bu oraya oturacak diye aldı montu benim sandalyeme asıyo. haber de verdi, iyi dedim koy. ben sanıyorum ki aynı benim attığım gibi atıyor, ama değilmiş. kız omuzlarından asmış montu sandalyeye, etekleri yeri süpürüyor! ölür müsün öldürür müsün dedim ama gene de sustum (bak nasıl sabırlıyım) ama dedim artık tamam, bidaha kimseyi ne çağırırım ne yüz veririm ne bişey. Allah'ın salağı ya, ay bi de kendi 91 doğumlu, 93lü kızlardan bahsederken çocuk mocuk diyo. hahaha sen çok büyüksün. öff. öf!

---

çok uzun yazdım kesicem burda ama son haberi verip öyle kesicem. yeşilin adını öğrendim ve çok güzel bişey daha olur gibi oldu. hayırlısı diyorum ^^ byeee.
Yazının devamını oku

26 Aralık 2011 Pazartesi

plan mlan

"efkarın cana yettiğinde kapat gözlerini, vuslatı düşün ve öylece kal.. daha olmadı sök yüreğini, yüreğime sal!" sözlerinin geçtiği bir şiiri vardı mustafa yıldızdoğan'ın. hatta derdi ki "aşk kolaya itibar etmez, gönül zora tutsak.. onun için yalçın kayalara sür gönül atını. çile mayasıysa aşkın, acıdan zevk al!" evet ben bir aralar mustafa yıldızdoğan çok dinlerdim. hala da sevdiğimi söyleyebilirim soran olursa.

---

bu aralar kafamda bi tane soru var sadece. seneye bu zamanlar kim-nerde olacak?

---

eğer her şey düşünüldüğü gibi olsa 2 sene önce aramızdan ayrılmış olurdum ben. eskiden istediğim ama olmamış şeylerin nerdeyse hepsini sonradan düşündüğümde "iyi ki olmamış" diyebiliyorum ama bu öyle değil. bu nasıl, niye böyle bilmiyorum pek de anlamıyorum ama bu değişik işte. iyi ki olmamış diyemiyorum buna. ha "keşke olsaymış" diyo muyum? yok, onu da demiyorum. dedim ya, değişik.

---

bugün kendimi dünyanın en çirkin insanı gibi hissettim. o kadar çekirdek yersem normal tabi.

---

2 gün kaldı dünyaya yeşil gözlüklerle bakmaya. yine, yeniden! hep olsun ^^

---

hani şimdi gülse birsel'in yeni dizisi başlıycak ya, işte ben onu izlemek çok istiyorum ama kendime behzat ç. dışındaki dizileri de haram ettiğimden ötürü izlememem gerektiğini düşünmüştüm. sonra da dedim, ulan sanki behzat saati dışında non-stop ders mi çalışıyosun, bi dizi daha izle ne olacak dedim. sonra bunun üzerine de dedim ki ya ama bidocum sen lm'yi bile bıraktın, şimdi bunu izlemen ne kadar etik olacak? CEVAB VEREMEDİM! hala da vermiş değilim cevabını. lm'yi de izlesem diyorum ama onda birikmiş birkaç bölüm var, onları izlemeye kalkarsam Allah cezamı verir. çok mağdurum şu anda :/

---

ev o kadar soğuk ki hırkamın şapkasını kafama geçirip oturuyorum resmen.. yoksa donuyo ensem boynum :/

---

son olarak behzat çe'nin senaristine burdan mesaj yollamak istiyorum: o larissa mıdır ne halttır gitsin diziden yea çok saçma bişey çünkü. ayrıca ALLAH BELANI VERECEK SELİM!!1! hadi görüşürüz.
Yazının devamını oku

23 Aralık 2011 Cuma

salağa yatma! kak git yerine yat.

önceleri, sorulduğunda "ne? olur mu öyle şey ya, ne alakası var? yok daha neler.. bi kere o noktanoktanokta.." şeklinde devam ederek giden cevaplar verdiği şeyi bi süre sonra gerçekleştirdiğini görmek insana "yaşasınn haklı çıktım işte hohoho!!!" gibi zafer çığlıkları attırmıyor blog. "ben demiştim, Allah belanı versin pislik:'((" de dedirtmiyor fakat. söylenilen tek şey "hakkında yanıldığımı düşünerek iyi bişey yapmışım, iyi ki erken farkettim." oluyor.

bazılarının hatta birçoğunun huyu böyle sanırım. "seni ilgilendirmez" demek yerine aaa olur mu, ooo ne alakası var, hem zaten o çok rerörö bilmemne diyerek hem o tarafa bok atıp hem de butarafı aptal yerine koymaya kalkmak. huy bu evet, ve oldukça kötü bir huy. zamanın birinde "iyi insan" yakıştırmasını yaptığın birinde -ki bu tamlamayı çok değerli görürdüm- böyle bir huyun varlığını farketmek biraz kötü ama en azından onun layık gördüğü aptallık konumuna geçmemiş olmak güzel.

umrunda mı dersen blog, değil, vallahi billahi umrumda değil ama senin de bildiğin üzere kendini bi halt zanneden, insanları aptal yerine koymaya çalışan, şeytanken meleği oynayan yaratıklar benim hep sinirimi zıplatır. yine öyle oldu işte. sinirleniyorum ve üzülüyorsam da sadece karakter olarak tiksindirici bulduğum insan sayısının artmasına üzülüyorum. istemezdim dünyada bu kadar bozuk insan olsun, olanların da bir kısmı benim çevremde olsun. kim ister ki?

durum bunda ibaret.
Yazının devamını oku

20 Aralık 2011 Salı

"amma iyi dememiş miyim halime bacı?" dememişsin ulan, dememişsin!

-anlatırlar anlatırlar, kendilerince yorumlayıp yargılayıp haklıyı haksızı belirleyip karşıyı küçümseyerek anlatırlar; sonra da eklerler "iyi dememiş miyim ama?" dememişsin kardeş. çok özür dilerim bütün kurgunun içine ettiğim için ama, dememişsin işte. çok özür dilerim havadaki burnunu yere çakacağım için ama, -inanılır şey de değil ama- haksız olan sensin. bunu söylrken beni kıvranmak zorunda bırakıyor olabilirsin, ee ıı yanii şimdiii bilmemne sözcükleri ekliyor olabilirim ama sen HAK-SIZ-SIN!

+bugün hiç beklemiyorken bu kadar güzel bişey olmasını, oldu.. beklediğin, gözlediğin zaman gelmesi de çok güzel de blog; beklemediğin anda gelmesi daha daha bi güzel sanki, gibi.. yüzün gözün çirkinken yakalanmak pek hoş olmasa da insan bunu bile düşünemeyebiliyor bazen, aşıyor kendini, bencilliğin sınırlarını zorluyor. ben gördüm ya, ben mutluyum ya! diyebiliyor.-yeşil eşarp taktım bugün, ondan oldu bunlar bence;)-

-mesela biriyle aranda bişey geçiyor, kendini biraz suçlu hissediyorsun ve bunu ona hissettiriyorsun bilinçli olarak. "hadı kız, söyle söyleyeceğini" gibi bişeyler söylüyorsun, o da suçun olmadığını düşündüğünü ima ediyor, ya da söylüyor, ya da öyle bişey yapıyor. e sonra? sonra bakıyorsun gayet de yerden yere vururmuş seni. tamam da niye yani, sana demedik mi konuş diye, kız diye? aklın mı basmadı ilk anda, ondan mı sonradan sonraya haşinleştin? Allah Allah ya..

+bugün de biri zaten arkamdan konuştu. çıktım dersaneden, metroyla bi yere kadar geldim. o geldiğim yerde önceki sınıfımdan olan + geçen hafta yurtta beraber kaldığım kızlardan birini gördüm, meğer aynı metroyla gitmişiz. yanaştım işte, konuştuk az biraz. yanında dersaneye yeni başlayan bi kız vardı, tanımadığım. "hadi ben seni tutmıyım"laşıp öpüştükten sonra ben gideceğim yere doğru yol alırken sevgili arkaaşım yanındaki kıza "bido varya mükemmel bi insandır.." dedi. döndüm, "ehe:)" yaptım, "yaa hayır! sen burdasın diye demiyorum!" dedi ve ben yolumda ilerlerken o yanındakine konuşmaya devam etti. mutlu oldum mu? oldum tabi ki. çünkü o sevdiğim biri.

-öffffff o değil de, şu erkekler kız gibi konuşmuyo mu, yazmıyo mu.. deliriyorum! piki, bişi, ehe, bilmemne.. erkek adam ağır olur, olmalıdır. manyaklaşmayın bi.

+dersaneye başlarkene baktım ingilizce çok zorluyo, oha dedim nolucak bu böyle? sonra dilci biriciklerim arkadaşlarım ingilizce bilenlerim dediler hep bir ağızda, "ingilizce başlarda zorlar ama sonra çorap söküğü gibi gider başını alıp." ilk kısmını test ederek onayladım, evet hakkaten çok zorluyo başlarda çünkü kelime çıkartmak, anlamlarını eşşek kadar sözlüklerden bulup en uygununu yerleştirmek, hangilerini ezberleyeceğini kararlaştırmak, ezberlemek, anlamasan da okumak bla bla bla... çok zorladı blog. ama yavaş yavaş zevkli hale gelmeye başladı. ohhh çok şükür. ho ho hooo.

ayrıca şafak 34! gelsin artık askerler ya çok sıkıldık. hadi bye.
Yazının devamını oku

16 Aralık 2011 Cuma

bunları da duydum ya..

yurt çocuğu döndüüü!! ya yurt olayı harika, şahane, mitiş bişeymiş panpalar! disiplinine gurban olduğumun ablaları göz açtırmadı bize, bi çalıştık bi çalıştık ki sorma.. ilk gün 7, 2 ve 3. gün 5 buçukşar saat çalıştık -maşallah bize-. yine olsun yine gidicem inşallah.

üniversiteye gidememiş olmanın bana acı verme sebeplerinden biri de "evler"de, yurtlarda falan kalmamış olmaktı. çok isterdim öyle havaları soluyayım, ama olmadı ve daha da olmaz ünv.ye gitsem de diyordum; zira bu yaştan sonra sürekli olarak evimden başka bi yerde -mecbur kalmam inş.- kalmayı pek istemiyordum. dersaneye gitme şansım olacağını bilmediğimdendi bunlar hep! çok isteyince oluyormuş ya, teşekkürler Allah'ım.


onun dışındaa, işte yurda baya sevdiğim kızlarla gitmiştik. eğlenceli geçeceği belliydi yani. öyle oldu nitekim:) ben dersanede henüz -hala- sessiz sakin akıllı uslu biri gibi biliniyorum. çünkü hala herkesle samimi olmadığımdan kelli çok sesim çıkmıyor. ama yurtta coştum tabi. kızlardan biri (ki en sevdiklerimden, tatlılık abidesi gibi bişey olmasının yanısıra hemşerim çıkan bir biricik:p) "ben bidoyu hiç böyle bilmezdim yaaa" deyip durdu. eee dedim memnun musun yeni tanıdığın bido'dan, evet kesinlikle dedi :D

aynı kız bi laf arasında "R.'ye ve sana saygım sevgim sonsuz" dedi..

diğer kız tesettür konusu açılmışken "benim en beğendiğim kapalı tipi R. ve bido'nun tipi, onların tarzını çok beğeniyorum" dedi..

etüd odasında gördüğümüz 2 adet liseli kız yaşımı duyunca dakikalarca şoka girdi ve "ben şaka yapıyosun sandım, oha biz de 25 yaşında böyle görünsek keşke" gibi laflar ettiler (H)

daha neler neler ya, acayip seviyo beğeniyo falan herkes beni :P ahaha yaşlı ve kompleksli olunca bunları herkese anlatmak isteyebiliyo insan blogcum, kusuruma bakma ve nazımı çek!

yaw o değil de dün yurtta son gecemiz diye geç yattık baya, sabah da ygs denemesi vardı ve çok kötü geçti :( zaten biraz geç kaldık sınava, sonra gittim salak gibi matematikten başladım ve bildiğim soruları bile yapamamayı başararak 1 saatimi orada harcadım, sınav zaten 160 dakikaydı ve geriye eşşek kadar paragraflardan oluşan 40 türkçe, yer yer paragraflı soruları bulunan 40 da sosyal testi kaldı 100 dakikada yetiştirmem gereken.. çok kötüydü, çok panikledim:( 20-25 dakika kala sosyal'e geçebildim ve birkaç soruya bakamadım bile.. yaptıklarımı da öyle bi okuyarak belki de yanlış yaptım.. ühü çok kötü oldu bu ya. ama bana ders olsun  :( eve abimle birlikte geldik, valizimi taşımaya gelmişti benim bebeyim :p gelir gelmez hemen kitap almaya çıkarttım onu, 7 tane mis gibi ygs denemesi aldım, zaman denemelerini de alıcam çözecem ki hızlanayım biraz üf. böyle gidersem çok fena olaca zira :/

neyse bak gene çok konuştum ben. hadi görüşürüz.

bu arada yurtlarda yok hocaefendi videosu izletiliyomuş, yok zorla namaz kıldırıyomuş falan diyenler çok biliyomuş. adamlar namaza çağırmadılar bile. bi tek dün, öğrencilerden biri sabah namazına kalkmış o odaları gezip "kılıyo musun" diye sordu, o kadar. ne kadan güzel ne kadan özgür bir ortam o ye, bize öyle gerici şeyler yaptırmadılağğrrr.... Allah'ım ya.
Yazının devamını oku

11 Aralık 2011 Pazar

yerim-yurdum

bu hafta şirinlik abidesi danışman hocam bizi yurda davet etti. ben de hep istiyordum gitmeyi ama babam izin vermez diye tahmin ettiğimden şimdilik  bişey söylemiyim, sınav yakını bi şekilde aklına girerim diye planlıyordum. ama baktım olmuyor, sıkı sıkı çalışmak gerekiyor; bu hafta bi söyleyeyim dedim.

cuma akşamı açacaktım konuyu babama, abim odasına kendini kapatmış sözlüsüyle konuşuyor diye erteledim. abim de yanımda olsun, babam bişey sorarsa cevaplasın çünkü o biliyor yurtmuş evmiş, o ortamları.. ben ilk defa deneyeceğim içinnn ^^

aradan 1 gün geçti, cumartesi oldu haliyle. ben yana yana abimi beklerken, babam yalnız geldi. abime mesaj attım, arkadaşlarının yanına gittiğini söyledi paşa :/ "ben babama yurdu söyliycektim neden gittin:(" yazdım,

-ben olmadan söylenmiyor mu yurt?
+senin varlığın bana güven veriyor
-bavulunu hazırla o halde, salı günü yurttasın;)
+anlamadım?
-o iş tamam
+oha. ciddi misin?
-her şey senin için;)
+yalansa ağzını burnunu yırtarım tırnaklarım uzun zira ama gerçekse kelini öperim senin!
-o zaman uyuma, gelince öpersin..

hacı ben böyle abiyi yerim ya. hiç dememiştim de hee, sen  konuş falan diye.. bebeyim benim ya nasıl da düşünmüş de konuşmuş, ikna etmiş babişi:) valla tam böyle dövmelik, döve döve ağzını burnunu koparta koparta sevmelik ^^

neyse efendim sonra gittim oturma odasına, ben bekliyorum ki babam konuyu açsın, o bekliyor ki ben açayım.. ayda yılda bir gidip yanında oturunca işkilleniyor adamcağız, "senin ağzında bir bakla var, gene ne isteyeceksin"vari cümleler kuruyor hep. dün de öyle oldu. sürekli laf atıyor bana, hadi çıkar şunu çıkardiyip duruyor. "eee" dedim, "madem o kadar ısrar ettin:)"

-heh işte vardı bişey, belliydi. (anneme dönerek) bunun böyle yanaşmasından belliydi, demedim mi ben
+şey bizim hoca ders çalışmak için yurda çağırdı da..
-(sert takılarak) ne yurduymuş o nerden çıkmış?
+işte x yurduu.. çok ders çalışılıyomuş sohbet falan oluyomuş
-nerden biliyosun gittin mi sen hiç
+yoo ama bizim kızlar gitti önceki haftalarda baya güzelmiş işte

o arada tıraş olmak için banyoya gitti, bir yandan da konuşmaya devam ettik sesimizi duyurmak için yükselte yükselte:

-yani bido, ben dostluğumuza zarar gelmesin diye uğraştıkça sen..
+dostluğumuz bakidir :P
-hee baki hee, sürekli yeni bişeyler çıkartıyorsun
+ama kötü bişey çıkartmıyorum kii
-neyse düşünmem lazım benim biraz
+hocaya haber verecektim de aslında (diyerek şansımı zorladım burda biraz :P)
-hemen mi haber vermen gerekiyormuş hocaya
+yani bir an önce versem iyi olur sonra yer sıkıntısı olabiliyormuş
-iyi, hocaya söyle o zaman babamın düşünmesi gerekiyormuş diye.

o öyle dedi ama ben hocaya mesajı attım bile :P zaten tıraşı bitince de "ver kime haber veriyorsan, git kal" dedi. çok tatlı bir babam var blog ya, biraz hırçın biraz deli ama özünde çok tatlı :p

3 gün boyunca yurta çılgınlar gibi çalışmayı planlıyorum. sohbete geyiğe vuran olursa ağızlarına ağızlarına vurucam terlikle, 10 net arttırmadan dönmiycem!1!!! :pp

hadi görüşmek üzere:)

bu arada trabzonu da 3-0 yendik, hadi iyiyiz gene. kalp gassray :*
Yazının devamını oku
 

abi sağ profilden al bizi

Fotoğrafım
insan değil bu, sanki bir inek..

Son Yorumlar

Bi Dost için Ukturk tarafından çalınıp çırpılıp yapılmıştır:D

Ayrıca tüm hakları saklıdır. Çalanın alnını karışlarız. Hakkari'ye süreriz

Soru: Bir adam çilekleri tuzlayıp tuzlayıp atıyormuş. Neden?

Diger