08 Şubat 2010 Pazartesi

2. Ulusla Rarası Şema Olimpiyatları

merabayın blogcular. ay ben bi delirdim bu ara, bi manyaklaştım, bi sosyalim bi sosyal, ay ay ay. ay ay ay ay diye diye de seda sayana döndüm bak, o kadar açıldım o kadar delirdm işte anla.

biz yine şema grubumuzla toplaştık. şema kimdir la dediğini duyar gibi olduğum içün ahaşulink'i vermekten keyif duyarım. tabi tam olarak o kişiler değildi, insanbünyesi yerine farmakolojik deli yani uçan depik vardı bu sefer. selin, canan ve melankolikdeli demirbaşlardan olduklarını kanıtladılar :P burdan onlara, anneme babama, herkese selam yolluyorum ihi ^.^ (öğğ bunu da yaptım!)

ya çok gecikti bu yazı aslında. tee cımartesi toplaştıydık. ama ben o gün erkenden yattım dün de çok uyumanın verdiği uyku haliyle kafamı toplayamadım falan filan oldu. öyle oldu işte hesap vermek zorunda hissetmiyorum! :Pp

yine çok güldük de en çok şeyde güldük; (umarım anlattığıma kızmazlar:P) şim böyle kanepe gibi bi yerde oturuyoz, depik-selin-canan şeklinde yanyana oturuyo bunlar. depikle canan tavla oynıycaktı, selin dedi ben cananla yer değiştireyim, öyle oynayın. depik de ona, "yok yok sen dur" dedi, aldı tavla tahtasını (tavla tahtası mı onun adı?) koydu selinin dizine.. selin oldu bize bir tavla sehpası!!! ahaha:D kızceyiz neye uğradığını şaşırdı ama torunlarına anlatacağı bi anı oldu belki de :P (torun demişkeenn.... :PPPP)

bi de melanolikdeli birisine bişeyler dedi böyle ama demedim dediği için ben yazamıycam burdan.

aa sonra bi de, kahvaltı yaptığımızyerde bi istanbul bey vardı. az kalsın cananı dövecekti, çok kızgındı canana :S neyse ki kurtardık biricik cananımızı..

hadi görüşürüz çocuklar, ve umarım tekrar daha genişçene buluşuruz şema.. her nerede yaşanılıyor ve yaşatılıyorsa!
Yazının devamını oku

05 Şubat 2010 Cuma

kırmızılı bir gün

bugün blog aleminin çıtırık kızı kırmızılıyla buluştuk biz.

ama ne buluşma! 12de buluşçaz kızla, benim 11e 20 kala, en geç 10 kala evden çıkmam lazım; fakat ve lakin gözlerimi bi açtım saat 11! hemen mesaj attım kırmızılıya, dedim bebiş buçuk yapsak şunu olmaz mı? evden çıktım dedi.. haydaa napsak napsak? iyi madem dedim hızlı hızlı hazırlanayım, yürüme yolumu (20 dk) taksiyle geçeyim, yetişmeye çalışayım bari.. ha yetişemem de, en azından daha az bekleteyim kızcağızı..

1 buçuk saatten önce hazırlanamayan ben, 11:20de evden çıktım. 20 dakika inanabiliyo musun ahaha.. hayır bi de erken yatmıştım, 1 buçukta falan yattım 8:55'e de kurdum saatimi, uyanabilmem lazımdı :( yatarken ablama söyledim, sabah namazında annemle karşılaşırsın söyle ona beni 9da kaldırsın dedim. uykulu uykulu anlamadı mı, unuttu mu bilmiyorum.. bildiğim, hatırladığım; rüya görüyorken birden annemin "bu kız arkadaşıyla buluşmayacak mıydı, niye hala yatıyo" sözleri üzerine gözlerimi birden faltaşı gibi açmam.. saati bi sordum, onu duyunca da yataktan fırladım hemen.. resmen fırladım ama yani bildiğin fırlamak :P

neyse sonra aradım durağı taksi çağırdım, indim aşağıda bekliyorum.. ben seviniyorum hemen gidicem diye, gelmiyo taksi :S bekle bekle bekle, yok.. annem yukardan bakıyo, bidaha arıyım mı dedi ara dedim. ulan yine gelmiyo.? 20 dakika beklettiler beni ya, şaka gibi :'( yürüsem daha hızlı gidecektim resmen :(

neyse efenim, tekrar özür diliyoruz burdan blog aracılığıyla kırmızılı bacımızdan, zira 12:46'da buluşabildik :(

gelelim muhabbete. ben hani hep diyorum ya reelde sessizim çekingenim şöyleyim böyleyim diye, kırmızılıyla (ona sormak lazım tabi bunu ama:P) çok öyle sessiz durmadım. konuşabildim onun yanında oley oley :P resmini görüp kendini görmeyen varsa kırmızılının, aynı resimdeki kız işte. hiç fark yok. çok tatlı bişey guduuu :D görmeyenler için de tarif ediyim, işte minyon böyle çıtı pıtı, mavi gözlü koyu renk saçlı sevimli bi tip:) içtik çayımızı, yaptık dedikodumuzu cuma cuma Allah affetsin, çıktık geldik:P

her ne kadar dönüş yolunca sinirimi zıplatan, küfrettiren bela okutturan pisliklerle uğraşmış olsam da, güzel bi gündü bugün.. öpücükler kırmızılıma!

(edit: yazmayı unutmuşum, bi de metronun yanlış tarafından çıktım beynim döndü o da var bak:P)
Yazının devamını oku

03 Şubat 2010 Çarşamba

bido'ya sormuşlar, o yar ile hoş musun? hoş olayım-olmayayım, o yar BENİM sana ne?

bazı şeyler çok canımı acıtıyo blog. mesela badiler. evet, badi, body, hani üstümüze giydiğimiz dar bluzlar evet ondan bahsediyorum. şimdi onların uzun kollu olanlarını bulmak acayip zor. hele yazın. zaten yazın uzun kollu herhangi bişeyi bulmak da zor, herkes ortalıkta köylü gibi kısa kollu gömleklerin altına uzun kollu badi giyip geziyo. ben de yaptım bunu ama benimki güzeldi :P neyse konu badiler. işte o badilerin mesela %100 pamuklu olmaması lazım. o daha sağlıklı ama kolları genişliyo böyle, feci kötü bi hal alıyo giyilmiyo bidaha. sonra dirsekleri çıkıyo ay Allah'ım. içim parçalanıyo, çok kötü oluyorum hafakanlar basıyo.. :( keşke böyle olmasa diyorum, dünyadaki bütün uzun kollu badiler lastik gibi olsa diyorum..

sonra bi de şampuan değiştirme dönemi. defaatle bahsettiğim üzre bir süredir şampuanlarla alakamı kesmiş, defne sabunu kullanıyordum. saçım dökülmesin diye. ama artık dayanamadım bu kadar iğrenç bi his olamaz, sanki saçım kirli! of çok fenaydı, böyle yapış yapışş sert bi hal alıyodu.. sabrettim, şans verdim bi süre, belki alışma sürecidir dedim.. ama yok. dökülmüyodu saçım onunlayken evet ama bu da iğrenç bişey yahu. ıyy bak aklıma geldikçe ürperiyorum.. neyse, dediğim gibi dayanamadım ve tekrar şampuan kullanmaya başladım. bugün ilk defa :'( inşallah dökülmez saçım yine yaa of çok sinir bişey. illa bağlamak zorundasın, açık tutamıyosun, kazak vs yünlü bişey giyemiyosun sırtında elektriklenme oluyo saç topluyo kazaklar falan.. ölüm gibi.(duru şampuanlar çok güzel kokuyo bu arada, bi o az döküyodu saçımı da ondan aldım :P)

sonra bi de beklemek. sonucu bekle, nolucak ne biticek onu bekle, karın durmasını bekle, havanın ısınmasını bekle, kurbaanın gelmesini bekle, onu bekle bunu bekle şunu bekle.. ooof!

yazıyı burda bitiriyorum. başlık ne alakaydı diyenler için de, hiiç öylesine cevabını veriyorum :D:D
Yazının devamını oku

02 Şubat 2010 Salı

ben o şeytanın kalıbına tüküreyim

insan büyüdükçe haram-helal hassasiyeti azalıyor sanırım. bakıyorum bazen, 14-15 yaşındayken çok dikkat ettiğim şeylere yine dikkat ediyorum ama, o zamanki kadar değil. böyle bi umursamazlık falan var sanki..

ben yıllar önce bi kuzenimi (benden 13 yaş büyük) uyarmıştım bi konuda, bana "senin yaşındayken ben de böyleydim" demişti. düşünmüştüm, ulan insan büyüdükçe dahabi bilinçlenir halbuki, daha çok dikkat eder. neden böyle olur ki, nasıl olur yani, demiştim. anlamamıştım.

şu an o konuşma üzerinden bi 8-9 sene geçti sanırım. onu hala anlamıyorum, ama söylediğini doğruluyorum maalesef. ha onu uyardığım konuda hala dikkatliyim, hatta daha da dikkatliyim, hamdolsun. ama bazı başka konularda eskisi kadar özen göstermiyor gibiyim.. şeytan beni en çok "o da yapıyor, o bile yapıyor" lafıyla kandırıyor. biliyorum; onun yapıyor olması, onun bile yapıyor olması benim hatamı hafifletmeyecek. biliyorum bunu. ama yine de başarıyor adi şeytan.

ne diyim, Allah affetsin beni.
Yazının devamını oku

01 Şubat 2010 Pazartesi

aile arası diyalog

(ön bilgi: abim akraba çocukları arasında yapılan halısaha maçına gitmişti. hikayede bahsi geçecek olan ömer, bizim köylü bi osman amcanın oğlu. osman amca da ömer'in babası bunu söylememe gerek kalmadı)

-anne, abim mesaj atmış ömerlerde mantı yiyolarmış, tok gelecekmiş yani.

-osman amcanlardalar mıymış?

-yok anne, ömer evlendi ya?

-ee birlikte oturmuyo mu babasıgille?

-bilmem, birlikte mi oturuyolarmış?

-yok yahu bu devirde birlikte oturulur mu, ayrılardır.

-?!?!?!?!?
Yazının devamını oku

gece

gece nasıl bişeydir de insanı bu kadar saçmalatır, anlayamıyorum. her gece yazısından sonra sabah uyanıp "ohaa, manyadım mı lan ben" diye başlayıp, kahkaha atıyorum içimden kendime. bi de utanıyo gibi bişey oluyorum, bu kadar rezil olunur mu diye :P bidaha yatış saatimi 06:20 etmiycem. bidaha gecenin köründe bişey yazmıycam. umarım.
Yazının devamını oku

baba gece 4'te gider, kızı hüzünlenir.

yıl itibariyle ve basit hesapla 24 sayılıyoruz.. kocaman kız olduk. kimi zaman-çoğu zaman ben daha neyim ki diye düşünsek de, farkındayız büyüdüğümüzün..

çocuk gibiyiz çoğu zaman. delilik hakkımızı saklı tutarak çocuk gibi davranıyoruz. ama çocuklaştığımız insanlarla kendimizi yanyana düşününce, ciddi ciddi, "yok artık" da diyebiliyoruz kendimize.

anlamadınız di mi? anlatamadık..

aslında olay şu. annemizin yanında, ablamızın yanında, abimizin yanında, kuzen, akraba, arkadaş, yar, vesaire; hepsinin yanında zaman zaman kendimizi "büyük" hissedebiliyoruz. evet onlardan küçüğüz, ama biz de büyüğüz. fakat ve lakin ne oluyor? babamıza gelince konu, iş değişiyor. biz hiç babamızın yanında büyük hissedemedik kendimizi. hep babamızı burnumuzu sıkan haliyle anımsadık, yanımızda yokken. kafamızda babamızdan bahsederken, kedi miyavlaması gibi "babiiiişşş" dedik. onu hep çok özledik. hep yüzüne bakarken garip duygular besledik. merhamet olmalı bu dedik. merhamet nedir onda gördük öğrendik.

gecenin üçünde annemizi kahvaltı hazırlarken bulduk. "ne oluyor?"diye sormadık. biliyorduk. gecenin üçü olan saat bir de yanina buçuk eklediğinde babamizin da uyanma sesini duyduk. kalkti. yedi. giyindi. çikti. gitti.

bu kadar.

(aslinda olay su: babam sehir disina gitmek için sabahin 4'ünde eden çikti. ben de üzüldüm. ne bilim, sebepsiz. ama olur öyle bazen.)
Yazının devamını oku

31 Ocak 2010 Pazar

tavşan olur, küserim şu karlı dağlara aman aman le le le..

ben geçenlerde bi blogcuya (ismin lazım değil rectoa) küstüm mesela ama haberi olmadı. şimdi bu yazımı da ona ve onun yaptığı hareketi yapan tüm herkese armağan ve ithaf ediyorum. nedir o hareket?

o hareket şu, mesela blogunuza pazartesi günü bi yazı yazdınız. çok güzel, harika. o yazıya pzt. akşamına kadar 8 yorum geldi. mükemmel. girdiniz blogunuza, o 8 yoruma tek tek cevap verdiniz. süper. sonra?

sonra gece oldu sabah oldu, günlerden salı oldu. aynı yazıya 3 yorum daha geldi. ama siz onları takmayıp tutup başka yazılara yelken açtınız.

o hareket buydu. ben çok kızarım buna, ne yani, siz ilk posta yorumculara cevap verene kadar mı okumalıyız, yorumlamalıyız? he tamam belki cevap bekliycek bişey yazmyoruz ama ilk postada "ahahah" bile yazsak cevap veriyodsunuz dimi? biraz eşitlik lütfen yaaaa....

bi de şu var mesela puccaydı siminyaydı bunlar her yoruma cevap yazmıyolar. hatta puccca nerdeyse hiçbirine yazmıyo, siminya da gerekli gördüklerine.. hani bunu yapsan yine küsmiycem ama yok :P

aaa sinirlendirmeyin beni. çekicem kulaanızı ibrikçiler! :P
Yazının devamını oku

30 Ocak 2010 Cumartesi

bi gün olduuu iki gün olduu ay oldu yıl oldu ümitleree

başlıkla alakalı olan kısım: haber beklediğin biri sana haber vermiyorsa sinirlenirsin. sebebi vardır mutlaka ama ne olursa olsun sinirlenir insan. döverim :P

başlıkla uzaktan yakından kan bağı olmayan kısım: ikizim aradı bugün. baya konuştuk da, önemli olan kısmı şu. bu arkadaş aşık gibi bişey. yani aslında çocuğu hiç tanımıyo. 1 senedir mi ne kesiyomuş. adını daha yeni öğrendi düşün. işte onun için çok dua ediyomuş, bana da dedi ki "sen bana dua ediyo musun, bundan sonra bana şu şekilde dua et: Allah'ım sen onu ikizim hakkında hayırlı eyle" ben de bu şekilde dua etmeyeceğimi söyledim, bi kişiye odaklı dua etmenin doğruluğunu yanlışlığını bilmem ama yıkıcılığını bilirim, bunu söyledim ona. çünkü insan ettiği duaya inanıyo, inanmasa etmez zaten dimi:P yani düşünsene, mesela bugün birini seviyosun, Allah'ım nolur o da beni sevsin mutlu olalım cart curt diyosun, sonra bişey oluyo sen sevmekten vazgeçiyosun, hatta belki başka birini seviyosun, eski dualar kabul olcak diye korkuyosun:P her neyse. etmem ben öyle dua, hakkında hayırlısı falan derim dedim. bağırdı salak:D "YA EDECEKSİN DİYORUM, BAK YOKSA HİÇ ETME TAAM MI!!" falan demeye başladı :)) diyo, öyle etmezsen şu şekil et bak o zaman bişe olmaz :)) yok dedim. kızdı :P kızsın, onun iyiliği için bu (ahaha abim gibi konuştum, o da beni her gıcık edişinin ardından bunu söylüyo).

başka ne yazıcaktım, bişey yazmıycaktım sanırım derken aklıma geldi. ya bu insanlar (nette tanıştıklarım) inanmıyolar bana. ben onlara aslında çok sessiz olduğumu söylüyorum, "hadi len, ben buluşursak yanımda iğne iplik getircem ağzını bağlamak için" diyolar. fakat şöyle bi olay geçmişti başımızdan zamanında: bi kaç yıl önce ramazanda mukabeleye gidiyoruz annem ablam ben, teyzeler falan var:P teyzelerden birinin çocuğu, ilkokul-ortaokul çağında. annesine demiş ki, "bido ve ablası evlenirlerse nikahta nasıl evet diyecekler çok merak ediyorum" burdan çıkaracağımız sonuç benim aslında normalden fazla sessiz olduğum. yani öyle. neden yazdığımı da bilmiyorum, nefret ediyorum çekingenliğimden konuşamamamdan, ama yine de inandırmaya çalışıyorum sizi buna. ben de bi garibim işte. salla gitsin. hadi bye.
Yazının devamını oku

28 Ocak 2010 Perşembe

ne zamandır karıştırmadıydık

-sürekli abur cubur yediğim halde neden kilo almadığımı merak edip dururdum, kendimce bi mantık buldum. sanırım zekasız bünyem, ben abur cuburları yedikçe zannediyo ki az ve sık yiyorum. onçün gram almıyorum kiloyu bırak. iyiymiş bu. maşallah de!

-bi yer var bizim burda, kocaman bi cadde, ben orda karşıdan karşıya geçmeye çok korkuyorum. hep böyle titreye titreye koşa koşa geçiyorum ordan. ama dışarı nerdeyse her çıkmamda ordan geçmem gerekiyo:/ orda ölürsem Allah korusun şaşırmıycam yani. öldükten sonra şaşırılabiliyo mu onu da bilmiyorum zaten. hayırlısı :P

-şu an burnumda kan var sanırım. demin baktım az bişey kan geldi, ben de görmezlikten geliyorum şimdi. görmeye pek dayanabildiğim söylenemez çünkü. hele böyle burundan akması falan of. ay. düşününce bile fena oldum:S ama sanırım var orda bişyler, genzimden kan kokusu geliyo. ensem ağrımaya başladı lan bayılcam mı acaba. bayılırken öyle oluyo ki ne gülüyosun?

-ya o kadar pisboğazlıyım ki. şu saatte geç oldu yok üşeniyorum yok bilmemne deyip namaz kılmadan yattığım çok olmuştur, ama konu mide olunca hiç üşenmiyorum anasını satıyım. kalktım gece gece salata yaptım yiyorum. Allah beni affetsin.

-ama çok güzel lan :P ahaha neyse gittim hadi. umarım ölmem burun kanından :(( :P

sonradan aklıma gelen ve dolayısıyla sonradan eklenen madde: geçen ikizimle telefonda konuşuyoduk, bi anda yengem (annesi) aldı telefonu ve bana "canııım öpüyorum seni iyi ki varsın" dedi :D ahaha deli bu insanlık, yengem bana iyi ki varsın diyo :D çok güldüm, ama sana komik gelmedi belli ki. tamam. tamam!

:P
Yazının devamını oku

27 Ocak 2010 Çarşamba

un helvası da tamam, sıradaki!

ramazanda bi abinin evine gitmiştik iftara, kuzenlerle falan. güllü kuzen var ya, o işte. un helvası yapıp götürmüş. ben de her haltı bilirim bi un helvasını bilmem, bi defa denemiştim olmamıştı bidaha da denememiştim. çok sevindim böyle, aaa oley falan dedim. sonra bu şımardı, yok çok da güzel yaparmış da yok bilmemne demeye başladı.

neyse, yemeği yedik, geldi tatlı-pasta sırası. baktım tadına, iehh.. bi de soruyo kuzen, nası çok güzel mi falan diyo.. "hmm, iyi evet güzel, ama sanki şekeri az" dedim. yok yok diil sana öyle gelmiştir diyo, sıcakken daha güzel oluyo ondandır diyo.. ben şekersiz diyom, o bana soğuk diyo.. yani böyle şeydi, bi eksiği vardı helvanın..

tarifini sordum, ee dedim nası yapıyon de bakim; saydı saydı, ne dese beğenmezsin? margarin dedi ya! abi, un helvası margarinle yapılır mı lan?? tereyağı diye bi muhteşem bişey varken, sen tut margarinle un helvası yap, bi de utanmadan çok güzel yapıyorum de, bi de utanmadan bana test ettir..

sonra ben denedim. tereyağla.. ilk yapışımda, kavurmaya korkmuşum biraz. beyaz oldu. ikinci yapışımda, kavurdum iyice, çok güzel oldu. lakin bu 2 denememde cevizle yapmıştım. en son 2 gün önce falan yaptım.. sadeli. Allah'ımmm, manyak oldu! yok böyle bişey, süperim ben, harika bi insanım! abim bile bayıldığını belirtti, çookk güzel olmuş dedi. (ki abim, önüne ne koysan yer ama genelde mırın kırın eder, ona rağmen yer öyle yüzsüz öyle eşşek bi insandır)

işte bunu söyliycektim. artık kelli ve felli bir un helvası ustası da oldum. sırada çok deli bişey var. onu da yapıyorum aslında daa, daha iyi olmalı. çalışmalara başlıycam. başlamam lazım zira :P hadi görüşürüz blog.
Yazının devamını oku
 

abi sağ profilden al bizi

Fotoğrafım
bi dost
türünün ne ilk, ne tek, ne de son örneği. ama türüne az rastlanır. kötü anlamda.
Profilimin tamamını görüntüle

Son Yorumlar

Bi Dost için Ukturk tarafından çalınıp çırpılıp yapılmıştır:D

Ayrıca tüm hakları saklıdır. Çalanın alnını karışlarız. Hakkari'ye süreriz

Soru: Bir adam çilekleri tuzlayıp tuzlayıp atıyormuş. Neden?

Diger